Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt



Forum Ana Sayfası  »  Tarih Bilimi, Metodoloji ve Bibliyografya
 »  şam atabeyliği

Yeni Başlık  Cevap Yaz
şam atabeyliği           (gösterim sayısı: 906)
Yazan Konu içeriği

boşluk

emreaksakal
[emre aksakal]

Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 16.04.2014
İleti Sayısı: 103
Şehir: Artvin
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Web Adresi
Özel ileti Gönder


21 kere teşekkür edildi.

Konu Tarihi: 06.05.2014- 19:49



Şam’da kurulan hanedanlık. Atabeg Emir Zahireddin Tugtegin’in kurduğu bu hanedanlığa kurucusunun adından dolayı Tugteginliler de denir.Sultan Alparslan’ın oğlu olan Tacüddevle Tutuş, babasının vefatından sonra Suriye Melikliğine tayin edilmişti. Tutuş, komutan Atsız Beyin de hizmetleri ile Fatımileri bölgeden çıkardı. Güney ve kuzey Suriye’ye hakim oldu. Ağabeyi Melikşah’ın vefat ettiği 1093 yılında, hizmeti
Şam Atabeyliği Suriye Selçuklularının ortadan kalkmasından sonra, Dımaşk yani Şam’da kurulan hanedanlık. Atabeg Emir Zahireddin Tugtegin’in kurduğu bu hanedanlığa kurucusunun adından dolayı Tugteginliler de denir.

Sultan Alparslan’ın oğlu olan Tacüddevle Tutuş, babasının vefatından sonra Suriye Melikliğine tayin edilmişti. Tutuş, komutan Atsız Beyin de hizmetleri ile Fatımileri bölgeden çıkardı. Güney ve kuzey Suriye’ye hakim oldu. Ağabeyi Melikşah’ın vefat ettiği 1093 yılında, hizmetinde bulunan Tugtegin’le birlikte Diyarbakır’a gitti. Tutuş orada Tugtegin’i oğlu Dukak’a Atabeg tayin ederek, Meyyafarikin (Silvan) Valiliğine gönderdi. 1095 yılında Sultan Berkyaruk ile Tutuş arasında yapılan savaşta Tutuş öldürüldü. Tugtegin esir düştü. Daha sonra yapılan esir mübadelesinde serbest bırakıldı. Bu sırada Tutuş’un oğlu Dukak da Dımaşk’ta hükümdarlığını ilan etti.

Tugtegin Dımaşk’a (Şam’a) gelince, halkın ve idarecilerin sevgi gösterileri ile karşılandı. Kendisine ordu komutanlığı verildi. Melik Dukak’ın annesi Safvet-ül-Mülk Hatunla evlenince, Melik Dukak dahi onun sözünden çıkmaz oldu. Bu sıralarda Haleb Meliki Rıdvan ile kardeşi Dımaşk Meliki Dukak arasında, bazı hırslı emirlerin kışkırtması sonucu mücadele başladı. İki kardeş arasındaki mücadeleden istifade eden Şii Fatımiler, Kudüs’ü ele geçirdiler. Çok geçmeden Anadolu’ya giren Haçlı kuvvetleri de Suriye topraklarına kadar ilerlediler. Ağır bir mide rahatsızlığından muzdarip olan Melik Dukak, Tugtegin’i bir buçuk yaşındaki oğlu Tutuş’a Atabeg tayin ettikten bir süre sonra, 1104 yılında vefat etti. Tugtegin idareyi ele aldı. Dukak’ın oğlunun ölmesi, onun işini daha da kolaylaştırdı.

Tugtegin, önce aleyhinde çalışanları Şam’dan uzaklaştırdı. Sonra da bölgedeki muhaliflerini itaate mecbur etti. İçte durumunu sağlamlaştırdıktan sonra, Haçlılarla mücadeleye başladı. 1105 senesinde Haçlıların elinde bulunan Rafeniyye’yi fethetti. 1108 senesinde Taberiyye üzerine yürüdü ve Haçlılarla yaptığı savaşta onları hezimete uğrattı. Kudüs Kralı Birinci Baudouin, bu zaferden sonra, Tugtegin’e antlaşma teklifinde bulundu. İki taraf arasında yapılan ve on sene süreyle geçerli olan bu antlaşma, daha çok mali ve ticari konuları ihtiva etmekteydi. Fakat bu antlaşma, 1113 senesine kadar devam etti. Daha sonra Haçlılar Suriye’de büyük başarılar kazandılar.

1113 senesinde Musul, Sincar ve Artuklu askerlerinden müteşekkil Selçuklu ordusu, Emir Mevdud komutasında Tugtegin’e yardım etmek için Hıms şehrinin kuzeyine geldi. Tugtegin ile Emir Mevdud arasında yapılan görüşmeler sonucu, Kudüs Krallığı üzerine yürünmesine karar verildi. Türk kuvvetlerinin üzerine geldiğini ve onlarla tek başına savaşamayacağını gören kral, Antakya ve Trablus’dan yardım istedi. Türk kuvvetlerinin ani baskını ve üst üste taarruzları sonunda, Haçlılar ağır bir yenilgiye uğradılar. Bütün savaş ağırlıklarını bırakarak Taberiyye’ye çekildiler. Ele geçen ganimetlerin bir kısmı, zafer armağanı olarak Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar’a gönderildi.

Atabeg Tugtegin bundan sonra, Selçuklu sultanının emriyle Haçlılara karşı birçok başarılı seferler yaptı. İlgazi ve Dilmaçoğlu Toğan Arslan’la birleşerek, 1119 yılında Ensarib ve Zerdana kalelerini fethetti. Tugtegin ve İlgazi 1120 senesinde Haçlılar ile Tell-Dànis’te karşılaştılar. Küçük çaptaki çarpışmalardan sonra, Haçlılar geri çekildi. Bu kadar başarılar elde etmesine rağmen Fatımilerin idaresindeki Sur şehrinin 1124 senesinde Haçlıların eline geçmesine mani olamadı. Ertesi sene Musul Atabegi Aksungur Porsuki, Haçlılara karşı harekete geçerek, Tugtegin’den yardım istedi. Tugtegin’in de katıldığı Selçuklu kuvvetleri, 1125 senesi Mayıs ayında El-Azaz’da Haçlılarla karşılaştı. Haçlıların kazandığı muharebede her iki taraf da ağır kayıplar verdi. Haçlılar ile başarılı mücadeleler yapan Atabeg Tugtegin, 1128 senesi Şubat ayının on ikisinde Şam’da vefat etti.

Tugtegin’in yerine oğlu Böri geçti. Böri, gençliğinden itibaren atabegliğin çeşitli merkezlerinde değişik vazifelerde bulunmuştu. Böri Tegin zamanında Dımaşk’ı tehdid eden en önemli meselelerden biri, Batıniler idi. Tugtegin zamanında da vezir olan Tahir el-Merdegani, Batıniler ile işbirliği yapıyordu. Dımaşk’ta bulunan Batınilerin şehrin kapılarını açmak ve karşılığında da Sur’u almak için Haçlılarla anlaştıklarını haber alan Böri, derhal harekete geçerek veziri öldürttü. Daha sonra halkın da katılmasıyla şehirde Batıni temizliği başlattı. Altı binle yirmi bin arasında Batıni öldürüldü. Bu karışıklıklardan faydalanmak isteyen Kudüs kralının idaresindeki bir Haçlı ordusu, Dımaşk üzerine yürüyünce, Böri hızla harekete geçerek, yiyecek bulmak için ordudan ayrılmış olan Haçlı birliğini ağır bir yenilgiye uğrattı. Kışın yaklaşması ve yenilmeleri, Haçlıları, Dımaşk’ı kuşatmaktan alıkoydu.

Böri zamanında, Dımaşk Atabegliğini tehdid eden diğer bir tehlike ise, Musul Atabegi İmadeddin Zengi idi. Zengi, bütün Suriye’yi kendi idaresi altında toplamak istiyordu. Bir süre sonra bir hile ile Böri’yi zayıf düşürerek, 1130 senesi Eylül ayının 24’ünde Dımaşk’a bağlı Hama’yı zabtetti. Daha sonra Hıms şehrini muhasara altına aldı ise de, kışın yaklaşması üzerine Haleb’e döndü. Dımaşk’ta olan olayları unutmayan Batıniler, çok sıkı korunmasına rağmen bir fırsatını bularak 1131 senesinde Böri’yi yaraladılar. Böri aldığı yaralar yüzünden 7 Haziran 1132 tarihinde vefat etti. Batınileri temizlemekle İslamiyete büyük hizmet eden Böri, Batınilerin suikastı ile şehid oldu.

Ölümünden sonra yerine geçen İsmail, önce Baalbek’e hakim olan kardeşi Muhammed’i itaati altına aldı. Sonra da Haçlıların eline geçen Banyas üzerine yürüyerek, birkaç günlük kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi. Musul Atabegliği’nin, Haçlılar ve Abbasi halifesi ile olan mücadelelerinden faydalanan İsmail, gizlice yaptığı hazırlıklar sonunda Hama üzerine yürüdü ve daha önce Zengi’nin hakimiyeti altına giren bu şehri 7 Ağustos 1133 tarihinde geri aldı. Ardından Şeyzer’i kuşattı ise de verilen büyük haraç karşılığında kuşatmayı kaldırdı. Onun bu başarıları Haçlıları harekete geçirdi. Kudüs Kralı Fulk, 1134 senesinde Havran’ı zaptetti. Buna karşılık İsmail, Haçlı idaresindeki şehirlere akınlar düzenledi. Başarılarına rağmen İsmail halka kötü davrandığı ve ağır vergiler koyduğu için, öldürüleceği korkusuna kapıldı ve Musul Hakimi Atabeg Zengi’ye başvurarak şehri teslim etmek istedi. Durumdan haberdar olan asker ve halk, buna karşı çıktı ve 1 Şubat 1135 tarihinde, İsmail öldürüldü.

İsmail’in yerine kardeşi Şihabeddin Mahmud geçti. Zengi, İsmail’in mektubu üzerine Dımaşk önlerine gelerek, şehri kuşattı. Fakat kuşatmanın ve beklemenin bir faydası yoktu. Tarafların görüşmesi ve halifenin, Zengi’den Musul’a dönmesini istemesi üzerine anlaşma yapıldı. Zengi’nin Dımeşk’ten ayrılmasından sonra, antlaşma şartları yerine getirilmedi. Atabeg Zengi’den korkan Hıms Valisi Humartaş, şehri 1135 senesi Aralık ayının otuzunda Şihabeddin Mahmud’a teslim etti. Atabeg Zengi, bir süre sonra Hıms önlerine gelip, şehri kuşattı. Ancak buranın kolay kolay ele geçirilemeyeceğini anlayarak, Mahmud ile antlaşma yapıp, 1137 yılında kuşatmayı kaldırdı. 1139 senesinde Mahmud, Banyas havalisini yağmalayan Haçlılar üzerine yürüdü. Aynı sene Dımaşk’e dönen Mahmud, 23 Haziranda kendi adamları tarafından öldürüldü. Mahmud’un öldürülmesinden sonra, atabegliğin kudretli emirlerinden Muineddin Üner’in desteği ile Mahmud’un kardeşi Cemaleddin Muhammed başa geçti. Muhammed’in kardeşi Behram Şah, Zengi’nin yanına kaçtı ve onu ülkesi üzerine tahrik etti. Zengi bu fırsatları hakkıyla değerlendirdi ve iki aya yakın bir kuşatmadan sonra 1139 senesi Ekim ayının 10’unda Baalbek’i ele geçirdi. Dımaşk üzerine yürüdü ise de zaptetmeye muvaffak olamadı. Cemaleddin Muhammed ise 29 Mart 1140 tarihinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak öldü.

Muhammed’in yerine oğlu Mucireddin Abak başa geçti. Ancak atabegliğin bütün gücü, Muhammed’in annesi ile evlenen Vezir Üner’in elinde idi. Vezir Üner, Emir Zengi’nin ölümünden faydalanarak Musul Atabegliğinin idaresinde olan Baalbek’i ele geçirdi. Daha sonra Haleb Atabegi Nureddin Muhmud’un yardımı ile Busra ve Serhat şehirlerini zaptetti. Yine Haleb Atabegi Nureddin Mahmud ile beraber Haçlılara karşı taarruza geçerek El-Arima Kalesini ele geçirdiler. Devlete başarılı şekilde hizmet eden Vezir Üner, 19 Ağustos 1149 tarihinde ölünce, Abak bütün yetkileri eline aldı. Bu arada aleyhine birçok isyanlar patlak verdi ise de duruma hakim oldu. Bundan sonra Haleb Atabegi Nureddin Mahmud, Dımaşk’ı ele geçirmeye çalıştı. 1150 ve 1151 senelerinde şehri iki defa kuşattı ise de başarılı olamadı. Nihayet Nureddin Mahmud 26 Nisan 1154 tarihinde şehri ele geçirerek Dımaşk Atabegliğine son verdi. Atabeglik’in son hükümdarı olan Abak ise 1169 senesinde Bağdat’ta öldü.

Kültür ve medeniyet: Selçuklu devlet teşkilatına benzer bir teşkilatla yönetilen Dımaşk Atabegliği emirleri, başkent Dımaşk’ta mescitler, medreseler, hastaneler ve hamamlar inşa ettirdiler. Yeni mahalleler ve imalat bölgeleri kurdular, su kanalları yaptırdılar. Dımaşk’ın ilk hastanesi olan Darüşşifa, Melik Dukak zamanında yaptırıldı. Safvet-ül-Mülk Hatunun yaptırdığı mescit, Mescid-i Hatun-ı Zümrüd olarak bilinmektedir.

Tugteginliler devrinde Dımaşk, Suriye’nin kültür merkeziydi. Çevre ülkelerden birçok ilim adamı buraya geldi. Dımaşk’taki medreselerde dini ilimlerin yanında fen ilimleri de okutulmaktaydı. Sadırıyye, Eminiyye, El-Medreset-ül-Muiniyye, Medreset-ül-Hatuniyye ve Caruhiyye Medresesi, bu devirde yapılan ilim yuvaları arasındaydı.

Şeyh Burhaneddin Ebü’l-Hasan, Ali el-Belhi, Şeyh Şeref-ül-İslam Abdülvahid, Necmeddin eş-Şirazi, Zeynüddin el-Fattali, Cemaleddin İbn-ül-Müslim es-Sülemi, Kadı’l-Kudat Müntehibeddin Ebü’l-Meali Muhammed gibi büyük alimler Tugteginliler zamanındaki belli başlı alimlerdir. Yine Dımaşk’ta yetişen iki büyük tarihçi İbn-i Kalanisi ve İbn-i Asakir de bu atabeglik zamanında yetişmiştir.

Tugteginliler, Suriye’deki deri sanayiini büyük ölçüde geliştirdiler. Kağıt imali endüstrisinde de büyük gelişme görüldü. Pamuklu ve ipekli kumaşlar ile tahıl ticaretinde mühim gelişmeler oldu.

Dımaşk Atabegleri

Tahta Geçiş Tarihi

Zahireddin Tugtegin1104

Böri Tugtegin1128

Şems-ül-Müluk İsmail1132

Cemaleddin Muhammed1139

Mücirüddin Abak1140



Her Bilgiye Bi teşekkürü Çok görmeyin !
Bu konuya teşekkür edenler slayer [19.05.2014- 12:56],
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Tarih Bilimi, Metodoloji ve Bibliyografya
 »  şam atabeyliği

Forum Ana Sayfası


 


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Fars Atabeyliği emreaksakal 0 838 06.05.2014- 19:44
Konu Klasör azerbaycan atabeyliği emreaksakal 0 839 06.05.2014- 19:47
Konu Klasör Musul Atabeyliği emreaksakal 0 975 06.05.2014- 19:52

Etiketler   şam,   atabeyliği


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Tarihonline.com

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



Sitemap | Ping | Yazı Yazma |

Kültür ve Sanat